‘SAVAŞ, ŞİDDET VE GÖǒ  Konferansı

Maxmur ile Dayanışma Günü

 

‘SAVAŞ, ŞİDDET VE GÖǒ  Konferansı

Maxmur Kadın Merkezi ile Dayanışma Günü

Dünyamız gerek toplumlar açısından, gerekse dünya dengeleri açısından büyük altüst oluşları yaşamaktadır. Mevcut sistem ve onun savaş politikalarını, erkek damgalı 4000 yıllık bir tarihin ve mantığın ürünü olarak ele almaktayız. Bu mantık, dün dünyaya iki dünya savaşını, nükleer silah dehşetini yaşatmış ve sonuç olarak, milyonlarca insan kaybına, açlığa, göçlere, kadın-çocuk ticaretine, fuhuşa, maddi ve manevi çöküntünün yanısıra toplumların parçalanmasına, kin ve düşmanlıkların derinleşmesine götürmüştür.  Doğa ve insan yaşamını ciddi anlamda tehdit eden bu savaşlardan karlı çıkan bir kesim(ler)m var ise o da büyük silah tüccarları, patronlar ve dünyaya hakim olmak isteyen güçler oluyor. Çoğu zaman çözüm adı altında geliştirilen bu savaşların vardığı nokta ise çözümsüzlük olmaktadır. Erkek egemen mantığının kar ve hakimiyet hırsından doğan çatışmaların en ağır faturasını ödeyenler ise, kadın, çocuk, doğa ve bir bütün ezilen halklar olmaktadır.

Özellikle Yeni Dünya Düzeni politikaları çerçevesinde geliştirilmeye çalışılan yeni savaş senaryoları, bir bölgesel savaş ve şiddet’i ve bunun sonucunda ise binlerce sivil insanın göç’ünü gündeme getireceği gibi, dünyayı bir bütün olarak etkileyecektir.

Halkların yüzyıllar boyunca vermiş oldukları mücadeleler sonucu elde ettikleri, yaşama hakkı, güvenlik içinde yaşama hakkı, düşünce ve örgütlenme hakkı, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı ve seyehat özgürlüğü ve uluslararası sözleşmelerle güvenceye kavuşturulan temel haklar, ‘demokrasi mücadelesi, teröre karşı mücadele’ adı altında gasp edilmeye çalışılmaktadır.

Dünya nüfusunun yarısını oluşturan kadınların iradesi dışında alınmış şiddet, baskı, sömürü ve zulüm içerikli kararlar egemen sistemin çıkarlarını temsil etmekte olup, değil kadının çıkarlarını temsil etmeyi, bir bütünen yaşamını tehdit etmektedir. Öyleyse bu savaşlar tek taraflı savaşlardır. Yani Dünyanın yarısı bu çatışma ve savaşlara onay vermiyor aslında! Peki neden?

Çünkü savaş; ölüm, zulüm, açlık, fakirlik, göç, yıkım, kayıp, şiddet, tecavüz’den başka anlam ifade etmiyor da ondan. Yani kadın bir kez daha onay vermediği bir eylemin kurbanı oluyor ve olmaya da devam ediyor.

Peki, çevremizi, çocuğumuzu, eşimizi, akrabamızı, yaşamımızı sürekli olarak tehdit eden bu egemen sistemin hırsı karşısında kadınların ne yapması gerekiyor?

Savaşlar yoluyla halklar arasında geliştirilen kin ve düşmanlıklar ancak ve ancak kadının Sevgi ve Barış kültürüyle yoğrulmuş güçlü örgütlenmelerin yanısıra, uluslararası dayanışma ve ortak çalışma ile ortadan kaldırılabilir.

Eşitliğe, paylaşıma, halklar arası kardeşliğe ve ezilenlerin ortak çıkarına dayalı gerçek demokrasinin gelişmesi, barış mücadelesinden geçer. Dünyada barış ortamının sağlanabilmesi için başta, zenginliklerin eşit düzeyde paylaşılması, ırk, milliyet, cins, sınıf, din, dil, düşünce, kültür farklılıklarının birer zenginlik olarak ele alınması gerekmektedir. Barış mücadelesinin öncü güçü ise kadındır. Bunun için de, uluslararası ortak barış mücadelesi stratejisinin geliştirilmesi ertelenemez bir ihtiyaçtır. Evrensel bir sorun olan kadın sorununa ve buna bağlı olarak savaş, insan hakları ihlaleri, şiddet, göç, fakirlik, doğanın tahribi gibi ortak sorunlarımıza çözüm geliştirebilmek için ortak bir mücadele çizgisi doğrultusunda buluşmak vazgeçilmez bir ihtiyaç olmaktadır.

Bu çerçevede Kadınlar arası dayanışma ve paylaşımı geliştirmek amacıyla, Uluslararası Özgür Kadınlar  Vakfı olarak 2001 yılından bu yana Kuzey Irak'ta bulunan Maxmur Mülteci Kampı'ndaki Kadın Merkezi'yle başlatmış olduğumuz ortak çalışmaların bir halkası olarak ele aldığımız bu etkinlikte, uluslararası bir diyalog ve mültecilerin öz örgütlenmelerinde ortaya çıkardıkları düzeyi diğer halklardan kadınlarla paylaşım ortamını yaratmayı hedefliyoruz.

Uluslararası Özgür Kadınlar Vakfı olarak, Mayıs 2003 tarihinde ‘Savaş, Şiddet ve Göç’ başlığı altında gerçekleştirilecek etkinlikle, farklı gerçekliklere, bakış açılarına, yaşam tecrübelerine sahip olan kadınların yaşadıkları sorunlara ilişkin öngördükleri çözüm yollarını tartışarak çözüme ilişkin uluslararası ortak mücadele zemininin güçlendirilmesine katkı sunmak istiyoruz.

Geriye....