Savaş ve Barış

 

 

Kadınların Acil Barış Çağrılarına Cevap olalım!

Tarihte olduğu gibi yaşadığımız son yıllarda da yoğun savaşlar yaşanmaktadır. Bu gerçeğin en fazla yoğunlaştığı bölgelerden biri Ortadoğu bölgesidir. Savaşlar salt ordular arası çatışmaları aşıp, gün be gün şiddetini sivil halka karşı da yöneltmektedir. Bu şiddet ortamından en çok etkilenen kadın ve çocuklardır. Bunun örnekleri İsrail-Filistin çatışmasında olduğu gibi Kürdistan coğrafyasında da yoğunca yaşanmış ve hızından hiçbir şey kaybetmeden devam etmektedir. Bu vahşet, yakın bir tarihte Afganistan ve Irak müdahaleleri esnasında da yaşanmıştır. Bu ortamların ilk mağdurları olan kadın ve çocuklar savaş sürecinde ve sonrasında birçok sorunla karşılaşabilmektedir. En başta fiziki sağlık sorunlarıyla birlikte, travmaya kadar götürebilen ve aşılmakta zorluk çekilen psikolojik sorunlar da kendisini göstermektedir.

Uluslararası Özgür Kadınlar Vakfı olarak  acil olarak nitelediğimiz ve gittikçe sistematikleşen Türkiye’de gündeme yerleşen askeri operasyonlara dikkat çekmek istiyoruz. 15 yıllık savaş sürecinde olduğu gibi, bu süreçte de yine sivil halka yönelik baskı, imha-inkar politikası, faili meçhul cinayetler, kadınlara karşı tacizler, tecavüzler karşımıza çıkmaktadır. Bu uygulamalar karşısında halk her zamankinden daha fazla barış taleplerini dillendirmektedir. Analar, kadınlar ve gençler her gün sokaklara dökülerek akan kanın durması için haykırmaktadır. Yine Türkiye’de birçok sivil toplum örgütü bu duruma çözüm bulmak için harekete geçmiştir.  Örneğin Kürt, Türk, Gürcü kadınlarından oluşan Barış  Anaları İnisiyatifi bu çatışmalı ortamların durması, kadınların ve halkın üzerinde saldırıların son bulması için defalarca Türkiye Hükümetine çağrıda bulunmuştur.

Son olarak 25 Ağustos 2005 tarihinde farklı illerden bir araya gelen yaklaşık 120 ana, Türkiye Başbakanı Recep Tayip Erdoğan ile görüşme talebinde bulunmuştu. Beşer kişiden oluşan ve iki heyete ayrılan analar, Genel Kurmay Başkanlığı’ndan da aynı talepte bulunmuştu. Ancak görüşme talebi Başbakan tarafından reddedilmiştir. Van’dan yola çıkan 45 ananın bu talebi de jandarmalar tarafından engellenmiştir. Ayrıca en son 27 Ağustos 2005 tarihinde Batman'ın Beşiri İlçesi'nde başlatılan askeri operasyonların durdurulması için 1000 kişi operasyon bölgesine yürüdü. Fakat askeri güçler yürüyüşçüler etrafında barikat kurarak bu barış girişimine, kitleler üzerine panzerlerle ateş açarak cevap verdi. Bunun sonucunda Hasan İş adında 25 yaşında bir genç yaşamını yitirdi, 14 kişi de yaralandı. Yaşanan tüm bu olaylar Türkiye Başbakanının Türkiye`deki Kürt sorununun demokratik haklar çerçevesinde çözümlenmesine yönelik yaptığı konuşma ile oldukça çelişmektedir.

Uluslararası Özgür Kadınlar Vakfı olarak sivil insanlara yönelik tüm saldırıları kınıyoruz. Dünya Barış günü vesilesi ile bir an önce Ortadoğu barışının önemli bir parçası olan Kürt halkının demokratik talepleri dikkate alınarak, çözüm ve demokrasi için somut projelerin gerçekleşmesi gerektiğini vurguluyoruz. Savaş ve şiddet değil, barış ve adalet kazanmalı diyoruz. Başta uluslararası kadın örgütlerini, insan hakları kuruluş ve savunucularını, sivil toplum örgütlerini, Kürt kadının ve Kürt halkının barış girişimlerini desteklemeye çağırıyoruz.

Acil taleplerimiz:

-   Kürt halkına yönelik geliştirilen, tüm, baskı, saldırı ve askeri operasyonların derhal durdurulması.

-   Kalıcı bir barış için Kürt halkının iradesinin tanınması ve barış için önemli bir fırsat olan, Kürt tarafının ilan ettiği bir aylık süreç karşısında, hükümetin de çözüme yönelik somut adımları atması.

-   Çatışma ortamlarında, geliştirilecek olan çözüm ve barış sürecinde kadınların karar mevkilerindeki iradelerinin tanınması için BM’nin Güvenlik Konseyi’nin 1325. sayılı kararının Türkiye hükümeti tarafından uygulanması; Barış Analarının görüşme taleplerinin kabul edilmesi.  

Uluslararası Özgür Kadınlar Vakfı
Rotterdam, 01.Eylül 2005

 

                                  _____                                              

 

 

Kadınların Diyalog çağrısı Mahkemeye Taşındı!

Savaşa karşı masa açarak diyalog çağrısı yapmak istedikleri için 125 kadın, 7 Kasım 2003 tarihinde, gösteri ve yürüyüş yasasını ihlalden dolayı Bingöl’de yargılanacaklar. Bunu, Türkiye’de militarist uygulamaların ve hukuksuzlukların aşılması için küçük ama takip edilmesi gereken önemli bir dava olarak görüyoruz. Sizleri davayı izlemeye Bingöl’e davet ediyoruz.

39 farklı örgütü temsillen gittiğimiz Bingöl’de, şiddetin olmadığı, herkesin kendini güvende hissettiği bir dünya için, gelin nasıl barışacağımızı tartışalım, militarist şiddeti yaşamlarımızdan çıkaralım diyememiş, Bingöllülere sözlerimizi iletememiştik. Bingöl’de yapmak istediğimiz açıklamanın aynısını daha önce İstanbul’da, Adana’da, Diyarbakır’da ve Ankara’da yaptığımız halde, Bingöl’de, ‘burada sizin bildiğiniz yasalar geçmez’ denerek, tartaklanıp gözaltına alınmıştık.

Bingöl davasını takip etmek ve bize destek olmak için sizleri Türkiye’ye davet ediyoruz. Diyalog masası etkinliğimiz hakkında ayrıntılı bilgiyi yakında göndereceğiz.

Program:

  • 4 Kasım akşam veya 5 Kasım sabah: İstanbul’a varış

  • 5 Kasım (İstanbul)

  1. Türkiye’de savaş, insan hakları ihlalleri ve barış için gereken çalışmalar hakkında bir atölye çalışması (içerik önerilerinizle zenginleşebilir)

  2. Konuklarımızın desteklerini kamuoyuna aktarabilmeleri için bir basın toplantısı

  •   5 Kasım akşamı Diyarbakır’a gidiş

  • 6 Kasım: (Diyarbakır)

  1. Diyarbakır Kadın Platformunun etkinliği

  • 7 Kasım: (Bingöl)

  1. Diyalog Masası davası  

  2. Bingöl’de çeşitli STK’larını dolaşarak Bingöl’de yaşananlar hakkında bilgi toplamak.

  • 8 Kasım: (Diyarbakır)

  1. Basın Toplantısı

  2. Eve dönüş

Not: Yol ve yiyecek masraflarını karşılayamıyoruz. Ancak, eğer otel yerine bizlerin ev sahipliği tercih edilirse, sizleri ağırlamaktan mutluluk duyarız.

Geriye...