Kadına karşı şiddet

 

 

Tecavüz mağduru genç kıza idam cezası

ANF NEWS AGENCY - TAHRAN (09.01.2006)

İran'da 18 yaşındaki genç bir kız kendisi ve 16 yaşındaki yeğenine tecavüz etmek için saldıran üç kişiden birini bıçaklayarak öldürmek suçuyla idam cezasına çarptırıldı. İran'da 21 Mart 2005'ten beri 90'ı aşkın idam cezasının infaz edildiği belirtiliyor.

Kendisine ve yeğenine tecavüz etmek isteyen 3 kişiden birisini öldüren Nazenin adlı İran genç kız “adam öldürmük” suçundan idam cezasına çarptırıldı. Olayın yaşandığı Mart 2005'te 17 yaşında olan Nazenin mahkemeye verdiği ifadede, Tahran'ın batısındaki bir parkta 16 yaşındaki yeğeni Somayeh ve kendilerine eşlik eden iki erkekle gezerken üç kişinin taşlı saldırısına uğradığını anlattı. Taşlı saldırı karşısında yanlarındaki iki erkeğin motosikletleri ile kaçtığını söyleyen Nazenin ağlayarak verdiği ifadesinde, yeğeni ile birlikte kaçmaya çalışırken yeniden saldırıya uğradıklarını belirtti.

Nazenin, kendilerini yere düşürerek tecavüz etmek isteyen erkeklerden birini cebinden çıkardığı bıçakla yaraladığını söyleyerek, amacının öldürmek olmadığını, sadece tecavüzcülere karşı kendisi ve yeğenini korumak istediğini belirtti. Bıçak darbesi ile ağır yaralanan Yusuf adlı saldırgan kaldırıldığı hastanede ölmüştü.

Genç kızın “Namusumu korumak için bunu yaptım” şeklindeki sözlerine rağmen, Tahran'daki 71 numaralı mahkeme yargıcı idam cezasının uygulanmasını istedi.

Mart 2005'ten beri 90'ı aşkın kişi infaz edildi

Bu arada Cumartesi günü İran'da kör ve sağır bir kişi halkın gözü önünde asılarak idam edildi. 22 yaşındaki genç 17 yaşında olduğu sırada ailesinden iki bireyi öldürmek suçuyla idam cezasına çarptırılmıştı.

Öte yandan İran resmi gazetesine göre geçen perşembe günü Qazwin kentinde Efsaneh isimli 22 yaşındaki genç bir kız ve iki erkek idam cezasına çarptırıldı. Mahkeme Efsaneh'i 18 yaşında olduğu sırada kocasını öldürmek için erkekleri baştan çıkarmak suçuyla idama mahkum etti.

Uluslararası Af Örgütü'ne göre suçu işlediği sırada 18 yaşında olan en az beş kişinin cezası 2005 yılında infaz edildi. İran'da muhalif kaynakların basına yansıyan haberler ve tanıklıklara dayandırdığı verilere göre ise Mart 2005'ten beri 90'ın üzerinde kişi infaz edildi. İran'da 1979 İslam Devrimi'nden beri yürürlüğe giren yasalara göre erkek bir çocuk 15 yaşından itibaren, kızlar ise 9 yaşından itibaren infaz edilebiliyor.

109 suç idam cezasına götürebiliyor

İran bugün 109 suç idam, boyun vurma, taşlama veya yüksek bir yerden atma (bu ceza homoseksüellere ayrılmış) cezasına götürebiliyor. İdam cezasına götüren suçlar arasında, ''Allah'a karşı savaş, ihanet, casusluk, cinayet, silahlı saldırı, uyuşturucu trafiği, tecavüz, sübyancı, zina, hayat kadınlığı, dinden dönme ve kamu düzenini bozma'' dikkat çekiyor. İran'da ayrıca çok sayıda politik tutsak da çeşitli gerekçelerle idam edilmeye devam ediyor. Zira İran rejimi ''politik tutsakların'' varlığını kabul etmiyor.

İran'da İslam Devrimi'nden bu yana genç kızlar ve kadınlar sıklıkla saldırılara ve cinsel şiddete maruz kalıyor. 4 Ocak'ta Şahrud kendinde Besic'ler (gönüllü asker-rejim milisleri) sokak ortasında iki kız öğrenci üzerine kezap döktü. 20 yaşlarındaki öğrenciler yüzlerine atılan asid nedeniyle ağır yaralandı. Besic milisleri sokaklarda genellikle motosikletlerle geziyor ve genç kızlara saldırılarda bulunuyor.

Kurbanlarını ilkin sokak ortasında motosikletleri çevreleyen besic milisleri sık sık cinsel içerikli sözlü saldırılar veya tacizde bulunuyorlar. Kısa bir süre önce genç bir kızın bu şekilde öldürüldüğü öğrenildi. Şimdiye kadar binlerce kadının makyajı veya kıyafetlerinden dolayı öldürüldüğü, yaranaldığı, tecavüze uğradığı, kamçılandığı veya sözlü saldırıya uğradığı kaydediliyor.


Piranşehir'de genç bir kız intihar etti

ANF NEWS AGENCY - MAHABAD (08.01.2006)

Doğu Kürdistan'ın Piranşehir kentine bağlı Kuliç köyünde genç bir kız aile baskısına dayanamayarak kendini boğarak intihar etti. Son yıllarda çeşitli toplumsal sorunlardan dolayı çok sayıda genç kız ve kadın intihar etti veya intihar girişiminde bulundu.

Edinilen bilgiye göre Kulic köyünde yaşayan Çimen İbrahemiyan isimli genç bir kız ailesinin baskısına dayanamayarak kendini boğarak yaşamına son verdi. Doğu Kürdistan'da son bir kaç yıldır çok sayıda genç kız ve kadın gelenekler başta olmak üzere, ailesel ve dinsel baskılardan dolayı bedenini ateşe vererek yaşamına son verdi ya da intihar girişiminde bulundu. 2005 yılı Kasım ayı ortalarında Bokan ve Mîyandûaw kentleri arasında yer alan Kelberezaxan Köyü’nde Soheyla Aqawelî adındaki genç bir kız aile baskısından dolayı ntihar etti.

Olay Kelberezaxan Köyü’nde yaşayan Soheyla Aqawelî’nin sevdiği erkeğin ailesinin onu istemesiyle başladı. Ancak Soheyla’nın ailesi “siz de o zaman kızını bize verin” demesi üzerine aileler anlaşamazlar. Bu olaydan sonra Soheyla’nın üstündeki aile baskısının gittikçe arttı. Ailesi tarafından sürekli kontrol altında tutulan ve bu duruma dayanamıyan Soheyla zehir içerek yaşamına son verdi.

Bundan bir kaç gün önce ise Doğu Kürdistan’da Leyla ilçesine bağlı bir köyde Zehra Ruhanî adlı genç bir kızın ailesinin baskılarına dayanmayıp bedenini ateşe vermişti. Ellayan Rûhanî’nin kızı olan Zehra’nın bedeninin büyük bir bölümü yandı. Bu olay bölgede kadınlara baskının en fazla yapıldığı köylerden biri olan Xana Qûli’de ilk değil. Son birkaç yıldır aynı nedenlerden dolayı çok sayıda genç kız intihar etti.

Elazığ'da genç kız intihar etti

ANF NEWS AGENCY - ELAZIĞ (08.01.2006)

Elazığ'da Gülistan Gülaçmaz (18) isimli genç kız, kendini iple asarak intihar etti.

Elazığ'ın Hicret Mahallesi'nde oturan Gülistan Gülaçmaz adlı genç kızın, bilinmeyen bir nedenden dolayı bunalıma girdiği ve kendini evin ahırına kilitledikten sonra iple astığı bildirildi.

Genç kızın cesedi yakınları tarafından bulunurken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.



AP Kadın Raportörü: Türkiye’de yasa çok, pratik yok

ANF NEWS AGENCY AMSTERDAM (03.01.2005)

Avrupa Parlamentosu Kadın Raportörü Emine Bozkurt, Türkiye'de kadın haklarının iyileştirilmesi konusunda çok sayıda yasa çıkarılmasına rağmen bunların bir türlü pratikte uygulanmadığını belirterek, “Türkiye hükümeti namus, töre cinayetleri başta olmak üzere kadın haklarının iyileştirmesi konusunda bir an önce harekete geçmeli’’ dedi.

ANF’ye konuşan Bozkurt, Avrupa Parlementosu’nun yeni bir kadın bir projesi hazırlığında olduğunu belirtti. Avrupa'da kadına yönelik şiddet ve 'töre cinayetlerinin' gençler arasında daha fazla tartışılması için okullara yönelik projelerin hazırlanması için çalışmalar başlattıklarını söyledi.

“TÖRE CİNAYETLERİ ENDİŞE VERİCİ BOYUTLARDA”

''Töre cinayetleriyle” mücadele için başta gençler olmak üzere toplum içerisinde daha fazla tartışılması gerektiğini söyleyen Emine Bozkurt, ''Töre cinayetlerinin'' namusla bir ilgisi olmadığına dikkat çekerek, Avrupa'da töre veya namus cinayetlerinin daha çok Türkler, Kürtler, Iraklılar ve Afganlar arasında yaşanmasının endişe verici olduğunu belirtti.

''Avrupa Parlementosun'da Türkiye'deki kadın hakları üzerine bir rapor yazdım. O çalışma yazdan önce büyük bir çoğunlukla kabul edildi. Ancak çalışmaları halen devam ediyor'' diyen Bozkurt Türkiye'de kadın haklarının iyileştirilmesi konusunda çok sayıda yasanın çıktığını ancak bunların bir türlü uygulanmadığını söyledi.

Kadına yönelik şiddete karşı, 2006 yılında Türkiye'de büyük bir projenin uygulanacağını söyleyen Bozkurt, ''Kadın hakları insan haklarıdır ve insan hakları olarak kabul edilmesi için devamlı Avrupa'nın Türkiye ajandasında bulunması gerekiyor. İkinci olarak, Türkiye'de çok yasa çıktı. Ama pratikte çok zayıf. Buna yönelik Türkiye'nin çalışması gerekiyor'' diye konuştu.

Bozkurt, Kürt illerinde ise durumun daha zor olduğunun altını çizdi. İşsizlik oranının çok yüksek olması, yoksulluk ve eğitim sorunlarının kadın sorunlarını daha da ağırlaştığını söyleyen Bozkurt, bazı bölgelerde kızların okullara gönderilmediğini hatırlattı.

Bu nedenle Kürt illerine yönelik öncelikli olarak sosyal ve ekonomik projelerin uygulamaya geçirilmesi gerektiğine vurgu yapan Bozkurt, ''Oradaki kadın sorunları daha kötü durumda'' dedi.

"NAMUS CİNAYETLERİ AVRUPA’NIN DA SORUNU"

UNİCEF'in araştırmalarına göre Türkiye'de okul çağında olup da okula gönderilmeyen kızların sayısı 600 ile 800 bin arasında olduğunu söyleyen Bozkurt, bunun büyük çoğunluğunun Kürt illerinde olduğunu kaydetti.

Avrupa Parlementosu Türkiye Kadın Raportörü Emine Bozkurt, kendi hazırladığı raporun yanısıra birkaç hafta önce Avrupa Parlementosu'nda yeni bir raporun gündeme geldiğine dikkkat çekti. ''O raporda daha genel olarak Avrupa'daki kadınlara yönelik şiddetten bahsedildi. Bunu ben yazmadım, ama namus cinayetleri ile ilgilii değişiklik önergesi.
Çünkü Avrupa'nın da bir problemidir. O değişiklik önergesi kabul edildi'' diye konuştu.

ANF NEWS AGENCY


Son 5 yılda töre ve namus gerekçesiyle 1091 suç işlendi

ANF NEWS AGENCY AMED (30.12.2005)

TBMM Töre ve Namus Cinayetlerini Araştırma Komisyonu ile Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan ortak bir çalışmada, şiddet ve namus gerekçeleriyle işlenen suçların bilançosunu çıkardı.

Son 5 yılda 1091 suç işlenirken, verilere göre, son 5 yılda töre ve namus gerekçesiyle işlenen suçların 109'u kan davası, 33'ü kız alıp verme, 318'i aile içi uyuşmazlık, 95'i cinsel taciz, 159'u yasak ilişki, 36'sı tecavüz, 322'si de namus gerekçesiyle gerçekleştirildi.

TBMM Töre ve Namus Cinayetlerini Araştırma Komisyonu, 81 ilin emniyet müdürlüğünden kayıtlara geçen ''kız alıp verme, aile içi uyuşmazlık, cinsel taciz, yasak ilişki, tecavüz, töre ve namus'' gerekçeleriyle yaşanan olaylarla ilgili bilgi istedi.

15 İLDE KAYITLARA GEÇEN SUÇ YOK

Emniyet Genel Müdürlüğü, illerden gelen bilgilere göre son 5 yılın verilerini toplayarak komisyona sundu. Türkiye'de şiddet, töre ve namus gerekçesiyle işlenen suçların haritasının çıkarıldığı raporda, polise intikal eden suç sayısında Ankara, İstanbul ve İzmir ilk 3 sırada yer alırken 15 ilde kayıtlara geçen bir suç olmadı.

Suç haritasında, 2000-2005 yılları arasında Amasya, Artvin, Bilecik, Eskişehir, Gümüşhane, Hakkari, Kırklareli, Konya, Nevşehir, Niğde, Dersim Bayburt, Ardahan ve Karabük'te emniyet birimlerine yansıyan bir suç ya da olay olmadı.

ANKARA İLK SIRADA

Ankara 110 olayla ilk sırada yer aldı. Ankara'nın ardından ilk 10'a giren iller ise 101 olayla İstanbul, 97 olayla İzmir, 78 olayla Diyarbakır, 70 olayla Bursa, 48 olayla Antalya, 47 olayla Aydın, 33 olayla Antep, 32 olayla Adana, 28 olayla Kayseri ve Sıvas.

Ankara'da 2000-2005 yılları arasında 25 namus, 1 tecavüz, 16 yasak ilişki, 4 cinsel taciz, 60 aile içi uyuşmazlık, 1 kız alıp verme, 2 de kan davası olayı gerçekleşti. Buna karşın Ankara'da töreye bağlı bir cinayet olayı yaşanmadı.

İstanbul'da ise 4 töre cinayeti, 11 tecavüz, 38 yasak ilişki, 7 aile içi uyuşmazlık, 3 kız alıp verme, 14 kan davası, 30 cinsel taciz olayı meydana geldi. İzmir'de ise 2 kan davası, 2 kız alıp verme, 42 aile içi uyuşmazlık, 8 cinsel taciz, 11 yasak ilişki, 2 tecavüz, 30 da namus cinayeti olayı emniyete intikal etti. İzmir'de de kayıtlarda hiçbir töre cinayeti yer almadı.

DİYARBAKIR'DA 35 NAMUS CİNAYETİ

Diyarbakır'da 19 kan davası, 3 kız alıp verme, 8 aile içi uyuşmazlık, 5 cinsel taciz, 10 yasak ilişki, 3 tecavüz, 35 namus cinayeti yaşanırken hiçbir töre cinayetinin kayıtlarda bulunmaması dikkat çekti.

Bursa'da 7 kan davası, 3 kız alıp verme, 26 aile içi uyuşmazlık, 5 cinsel taciz, 5 yasak ilişki, 5 tecavüz, 1 töre, 18 namus cinayetiyle ilgili olay emniyete yansıdı.


Diyarbakır'da ikinci R.G vakası

ANF NEWS AGENCY - saat 14.56 AMED (20.12.2005)

Diyarbakır'da Ahmet Kaptan adlı kişi imam nikahlı eşi Türkan Gezginci'nin uyurken burnunu kesti.

Bağlar Muradiye Mahallesi 2. Sokakta meydana gelen olayda, gece geç saatte eve gelen Ahmet Kaptan (39) imam nikahlı eşi Türkan Gezginci ile bilinmeyen bir sebeple tartıştı. Evde bulunan aile fertlerinin araya girmesiyle kavga engellendi.

Kavganın ardından sabah saat 05 00 sıralarında eşinin uyuduğu odaya giren Kaptan, uyuyan 2 çocuk annesi Gezginci”in burnunu ve ellerini ekmek bıçağıyla kesti. Yakınları tarafından Dicle Üniversitesi Araştırma Hastanesine kaldırılan Gezginci, ameliyata alınırken olayla soruşturma başlatan polis Ahmet Kaptan'ın peşine düştü. Ahmet Kaptan ve Türkan Gezginci'nin Bismil'den Diyarbakır'a geldikleri ve gecekondu da kaldıkları öğrenildi.

Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde de yine Türkan Gezginci gibi olarak çadırlarda yaşayan 14 yaşındaki Rojda Gezginci de bu yılın Ocak ayında eşinin akrabaları tarafından fuhuş yapmayı kabul etmediği için burnu kesilmişti.

Burnu kesilen kadını ailesi hastaneden kaçırdı

ANF NEWS AGENCY - saat 15.23 AMED (20.12.2005)

Diyarbakır'da eşi tarafından burnu kesilen ve tedavisi yapılan Türkan Gezginci, ailesi tarafından hastaneden kaçırıldı. Gezginci'nin burnunda meydana gelen yara ameliyat edildi.

Bağlar Muradiye Mahallesi 2. Sokakta meydana bugün sabah 05:00'te meydana gelen olayda, Ahmet Kaptan (39) imam nikahlı eşi Türkan Gezginci'yi (20) bıçakla saldırmıştı. Burnu kesilmek istenen, ellerinde kesik izleri bulunan ve darp edilen Gezgin yakınları tarafından hastaneye kaldırılmıştı.

Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan Türkan Gezginci, burada yapılan tedavisinin ardından ailesi tarafından öğlen saatlerinde hastaneden kaçırılarak bilinmeyen bir yere götürüldü.

Olay hakkında ANF'ye konuşan doktorlar, Türkan Gezginci'nin aldığı yara sonucu burnunun kopmadığı, sadece kesik izinin bulunduğunu ve tedavisinin ayakta yapıldığını, ancak vücudunda darp izlerinin bulunduğunu söylediler.


 

Türkiye tecavüz ve 'namus' cinayetleriyle AP raporunda

DEVRİM ARSLAN / MHA - 22.04.2004

Avrupa Parlamentosu (AP) Kadın Hakları ve Şansların Eşitliği Komisyonu raportörlerinden Anna Kara Karamanou’nun hazırladığı “Güneydoğu Avrupa’da Kadın” konulu raporda, ülke ülke kadınlara yönelik hak ihlallerine dikkat çekildi. Raporun Türkiye bölümünde Gülbahar Gündüz’e yönelik saldırıya dikkat çekilirken, yasal boşlukların da ‘namus' cinayetlerini beslediğine dikkat çekildi.

Raporda, Bulgaristan, Romanya, Türkiye, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Arnavutluk’un yanısıra birçok Güneydoğu Avrupa ülkesinde kadınlara yönelik ihlallere yer verildi.

Raporun Türkiye bölümünde kadına yönelik şiddetin devam ettiğine dikkat çekilerek, hükümete şiddet mağdurlarını korumak için hukuki ve ekonomik alt yapıyı oluşturması çağrısı yapıldı. Türkiye yasalarında “bekaret” tabirinin kaldırılması istenen raporda, yasalardaki boşluklardan ötürü ‘namus' cinayetlerinin yaşandığı ve bu suçu işleyenlere gerekli cezanın verilmediği vurgulandı.

Politik alanda yeralan kadınlara yönelik şiddet uygulamalarına da yer verilen raporda, İstanbul’da sivil polisler tarafından kaçırılan Gülbahar Gündüz örneğine yer verildi. Raporda, “Politikada yer alan kadınlara yönelik şiddet devam ediyor. DEHAP kadın kolları üyesi Gülbahar Gündüz 14 Temmuz’da kaçırıldı, gözleri bağlandı, tecavüz edildi, işkenceye maruz kaldı ve bu insanlar polisti” denildi. Hükümetten 6. reform paketini hayata geçirmesi de istenen raporda, Türkiye’de kadınlara yönelik hak ihlallerine zorla evlilik de dahil edildi.

Kadın ticareti açıktan yapılıyor

Kadın ticaretini de en karmaşık ve acil olarak çözülmesi gereken sorunlar arasında ele alan Karamanou, uluslararası organize suçlarda en fazla gündemde olanın “seks ticareti” olduğuna vurgu yaptı. Bölgede fuhuş, kadın ve çocuk ticaretinin yoğunluğuna da dikkat çekilen raporda, kadın ticaretinin açıktan yapıldığının altı çizildi. Raporda, “Bosna ve Hersek’te kadınlar gizli bir pazar çerçevesinde Brcko yakınlarında açıkta satılıyor, alınıyorlar. Sırbistan’da kadın ticareti de sınır bölgesinde yapılıyor” denildi.

Fiyat 200-500 dolar arasında değişiyor

Ayrıca çocuk ticaretinde de önemli bir artışın olduğu vurgulanan raporda, “Genç kızlar ya da kadınlar 200-500 ABD dolarına rahatlıkla satılabiliyor” açıklaması yapıldı. Balkan ülkelerinden Batı Avrupa’ya gelerek fuhuş sektöründe çalışan kadınların yüzde 90’ının kadın ve çocuk ticareti sonucunda bu sektörde çalıştırıldığını da dikkatç çekildi.

Raporun kadınlara yönelik şiddet bölümünde fakirlik, savaş ve şiddetten en çok etkilenenin kadın olduğu vurgulandı. Söz konusu ülkelerdeki geleneksel yaklaşımların kadına karşı yürütülen şiddeti desteklediği belirtildi. Kadına karşı şiddette ilişkin ulusal kurumların tepkisinin yetersiz olduğu belirtilen raporda, çatışmaların yaşandığı ülkede işsizlerin çoğunluğunun da kadınlardan oluştuğu kaydedildi. MHA NEWS AGENCY

.......................................................................................

'Fuhuş rezaleti'ne tepki

DİHA/BATMAN

Batman Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü ve İHD Şube Başkanı Saadet Becerikli, Batman Eğitim-Sen Şubesi Kadın Sekreteri Türkan Karahan ve SES Batman Şube Başkanı Deniz Topkan, S.D ve F.D isimli çocukları fuhuş batağına çekenlere tepki göstererek, sorumluların derhal yargılanmasını istedi.

Batman'da geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan S.D (15), F.D (14) isimli kızkardeşlerin bir polis tecavüzünden sonra fuhuş batağına sürüklenmesi olayı üzerine sivil toplum örgütleri harekete geçti. Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü ve İHD şube Başkanı Saadet Becerikli, yaklaşık 100 kişinin katılımıyla Nasıroğlu İş Merkezi önünde basın açıklaması yaptı.

Saadet Becerikli, Mardin'de ortaya çıkan N.Ç olayının ardından, Batman'da da benzer olayın yaşanmasının tesadüf olmadığına dikkat çekerek, "Son olarak ilimizde S.D ve F.D adlı iki kardeşin başına da aynı olayın gelmesi rastlantı olmasa gerek, cinsel sömürünün yaş sınırının bu yaşlara kadar inmmiş olması yaşanan facianın ve kirlenmişliğin göstergesidir. İki kız kardeşin ifadesine göre, herkesimden insanla birlikte olmaları olayın ciddiyetini ortaya koymaktadır" diye konuştu. Bölgede patlak veren benzer olayların zeminin bazı kesimlerce oluşturulmak istendiğini ifade eden Becerikli, olayın peşini bırakmayacaklarını söyledi.

'Olaylar rastlantı değil'

Batman Eğitim-Sen Şubesi Kadın Sekreteri Türkan Karahan da yaptığı yazılı açıklamada, kadının hukuksal mücadelesine karşı var olan erkek egemenlikli sistemlerin hep şiddet yoluna başvurduğuna işaret ederek, "Ülkemizde kadınlar da aynı şekilde yaşamın her alanında şiddete maruz kalmaktadır. Ülkemizdeki kadınlar sadece kaba şiddete değil; aynı zamanda psikolojik, ekonomik, hukuksal ve buna benzer birçok alanda şiddete maruz kalmaktadır. Özellikle bölgemizde mevcut olan feodal aile yapısından kaynaklı olarak töre cinayetleri işlenmektedir. Bunun yanı sıra bölgemizde yaşanan çatışmalı sürecin ürünü olan ekonomik sıkıntılardan dolayı kadın bir sermaye olarak görülüp, fuhuşa sürüklenmektedir" dedi.

'Fuhuşun zemini oluşturuluyor'

Mardin'deki N.Ç olayını hatırlatan Karahan, Batman'da da aynı olayın iki kız kardeş başına gelmesinin bir rastlantı olmadığı vurguladı. Olayların kadın sömürüsünün ne boyutlara geldiğinin açık ifadesi olduğu belirten Karahan, şöyle devam etti:

"Gerek Mardin gerekse Batman'da benzer olayların patlak vermesi bunun zemininin bazı kesimlerce oluşturulmak istendiğinin göstergesidir. Okul çağında olup okulda bulunması gereken bu kızların başına gelen bu olay toplumsal bir yaranın önünü açmaktadır. Bu olayı ve olaya karışanları Batman Eğitim-Sen olarak şiddetle kınıyor, olaya karışanların bira an önce yargı önüne çıkarılmasını istiyoruz."

'Bu olaya karşı susmak onaylamaktır'

SES Batman Şube Başkanı Deniz Topkan da, yazılı bir açıklama yaparak, "Toplumsal bir yara, ahlaki bir çöküntü ve yaşama kara bir leke olan bu olaya karışan herkesi kınıyoruz. Kadın sömürüsünü tüm açıklığıyla ortaya koyan bu olaya karşı susmak, bu ve benzeri olaylara karşı gelmemek onaylamaktır, suçtur" dedi.

Yaklaşık 3 yıl önce maddi imkansızlıklardan dolayı Batman'ın Beşiri ilçesinden kent merkezine göçeden ve yoksullukla boğuşurken kentteki fuhuş olayına sürüklenen .D ve S.D önceki gün gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılmıştı. Bu çocuklar geçen yılda aynı gerekçeyle gözaltına alınmışlardı.

geriye....