IFWF Basın Açıklamaları

 

 

Demokrasi ve barış arayışında olan kadınlara yönelik işlenen saldırıyı kınıyoruz!

Yaşadığımız sömürü, şiddet ve baskı içeren çözümsüzlüğe alternatif barışcıl, özgürlükcü, eşitlikci ve adaletli bir yaşamın yaratılmasına yönelik olarak kadın öncülüğünde gelişmeye başlayan hareketliliğe karşı ataerkil sistemin tahammülsüzlüğünden kaynaklı sınır tanımaz şiddet her geçen gün artarak devam etmektedir.

Bunun en somut ve acımasız örneği ise Toplumsal Barış ve Demokratik katılım kampanyası için çalışma yürüten DEHAP İstanbul İl Kadın Kolları Yöneticisi Gülbahar Gündüz 14 Haziran 2003 tarihinde 4 sivil polis tarafından gözaltına alınıp, işkenceye ve tecavüze maruz kalmıştır. Vücudunun başı ve sırtı başta olmak üzere çeşitli yerlerinden darbe almış, yüzünde sigara söndürülmüş ve tecavüze uğramıştır.  Gülbahar Gündüz’e gözaltı sırasında polis tarafından ‘Genel Af kampanyası için neden siz kadınlar öncülük yapıyorsunuz. Kadın olduğunuz için size sokakta dokunamayacağımızı mı sanıyorsunuz. İşte bu siz kadınlara bir örnek olsun" denmesi ataerkil sistem barış, demokrasi, özgürlük ve adaleti geliştirmek isteyen kadına karşı gerçekliğini, en acımasız ve çirkin yüzünü ortaya çıkarmıştır.

Türk oligarşik devlet yapılanmasının imha ve inkar siyasetinden kaynaklı binlerce insan katledilmiş, faili mechul çinayetlere uğramış, şiddet işkence ve tecavüze maruz kalmış, insan onururunu rencide edici davranış ve söz karşılaşmışlardır.

Tüm insanlık dışı eylemlere karşı Kürt kadının öncülüğünde Kürt halkı barışcıl, özgürlükcü ve demokratik bir toplum için siyasal mücadele geliştirilmiştir. Bu nedenle Türkiye’nin oligarşik yönetimi insanlık onurunu rencide eden, inkar ve imha siyasetinin bir devamı niteliğinde olan Pişmanlık yasası getirmeye çalışmaktadır. Buna karşı Kadın öncülüğünde Toplumsal Barış ve Demokratik katılımın geliştirilmesine yönelik kampanya başlatılmıştır. Kampanyanın öncülüğünü yapan kadınların çalışmalarının toplumsal değişim gücünü farkında olduğundan dolayı, Türk devlet güçleri bu saldırı ile bütün demokrasi ve barış arayışında olan kadınları hedefledi. Bu olayı ile kadını susturarak, kendi gücünün ortaya çıkarması ve rolünü oynaması engelemeye amaçladı. Biz biliyoruz ki; Gülbahar Gündüz’e uygulanan işkence ve tecavüzün asıl sorumlusu ataerkil sistem, zihniyeti ve kurumlarıdır.

Ataerkil sistem devlet ile olduğu gibi geleneksel toplum yolu ile kadını, erkeği ve çocuğu dini, töre ve geri değer yargıları yoluyla sömürmekte ve iradesine zincir vurmaktadır. Yapılan araştırmalara göre her yıl Dünyada 4500 kadın namus cinayetlerine maruz kalmaktadır. Bunun son örneklerinden biri de geleneksel ve dini değer yargılarından kaynaklı namus ve töre anlayışı nedeniyle aile meclisi tarafından Mardin’de katledilen Şemse Allak’tır. Tek suçu ataerkil sistemin kadın için belirlediği sınırları aşması ve kendi iradesi ile karar vermesi idi. Bu nedenle ataerkil sistemin yaşam dayanakları olan namus, gelenek ve dini değer yargılarından dolayı aile meclisi tarafından recme mahkum edildi. 7 ay boyunca yaşam mücadelesi verdikten sonra 7 Haziran 2003 tarihinde aramızdan ayrıldı.

Yukarıda belirtiğimiz 2 örnektede görüldüğü gibi ataerkil sistem kadının demokratik, barışcıl, eşitlikçi, özgür ve adil bir yaşamı yaratmasına tahammül göstermemektedir. Ayrıca, kadını kölelik zincirini kırmasına, toplumsal yaşama kendi iradesi ile katılmasına ve varlık nedeni olan geri dini yargılara ve törelere karşı ayağa kalkılmasını hazmetmeyip, en ağır şiddet ve saldırı ile cevap vermektedir. Bu tür insanlık dışı uygulamaları kınıyor. Bir an önce sorumluların yargılanmasını, bu tür uygulamaların sona ermesini sağlamaya yönelik yasal düzenlemelerin yapılmasını ve uygulamaya geçirilmesini istiyoruz. Bunun için başta kadın kuruluşları ve şahsiyetleri olmak üzere tüm insan hakları kuruluşlarını, sivil toplum örgütlerini ve demokratik kamuoyunu duyarlı olamaya, tavır almaya, yasal düzenlemelerin yapılmasını ve demokratik toplumsal değişimi sağlamaya çağırıyoruz.

Uluslararası Özgür Kadınlar Vakfı
Amsterdam, 16 Hazıran 2003

Geriye...