-
Ekonomik
ve Sosyal Konseyin 16 Mayıs 1974 tarihli ve 1861 (LVI) sayılı
kararında yer alan tavsiyeyi dikkate alarak, barış,
self-determinasyon, ulusal kurtuluş ve bağımsızlık
için mücadele edildiği olağanüstü durumda ve silahlı çatışma
dönemlerinde insanlıkdışı eylemlerin çok sıkça
mağduru olan ve sonuçta çok ağır zararlara uğrayan
sivil nüfustan kadınların ve çocukların çektikleri acılardan
derin kaygı duyduğunu ifade ederek,
-
Dünyanın
özellikle baskıya, saldırıya, koloniciliğe, ırkçılığa,
yabancı egemenliğine ve işgale maruz kalmış bir çok
bölgesinde, kadınların ve çocukların çektikleri acıların
farkında olarak,
-
Genel
ve tereddütsüz kınamalara rağmen koloniciliğin, ırkçılığın
ve yabancı egemenliğinin bir çok halkı boyundurukları
altında tutmaya, ulusal kurtuluş hareketlerini zalimane bir şekilde
bastırmaya ve egemenlikleri altındaki nüfusa ve bu arada kadınlara
ve çocuklara ağır zararlar vermeye ve tarifsiz acılar çektirmeye
devam etmesinden derin kaygı duyarak,
-
Temel
özgürlüklere ve insan onuruna hala yoğun saldırılar yapılmasından
ve kolonici ve ırkçı yabancı egemen Güçlerin uluslararası
insancıl hukuku ihlal etmeyi sürmesinden dolayı üzüntü
duyarak,
-
Barış
ve savaş zamanlarında kadınların ve çocukların
korunması ile ilişkili olarak uluslararası insancıl
hukuk belgelerinde yer alan ilgili hükümleri akılda tutarak,
-
Diğer
önemli belgeler arasında, silahlı çatışma hallerinde
insan haklarına saygı ve sivil nüfusun korunması için temel
prensipler konusunda kendi verdiği 19 Aralık 1968 tarihli ve 2444
(XXIII) sayılı kararını ve 9 Aralık 1970 tarihli ve
2674 (XXV) ve 2675 (XXV) sayılı kararları ile birlikte,
Ekonomik ve Sosyal Konseyin 28 Mayıs 1970 tarihli ve 1515 (XLVIII) sayılı
olup Genel Kuruldan olağanüstü hallerde ve savaş zamanlarında
kadınların ve çocukların korunması hakkında bir
bildiri hazırlanması imkanını ele almasını
talep ettiği kararını akılda tutarak,
-
Yeni
gelen kuşakların istikbali ile toplum ve aile içinde ve özellikle
çocukların yetişmesinde önemli bir rol oynayan annelerin
istikbali bakımından üstlendiği sorumluluğun farkında
olarak,
-
Sivil
nüfusa dahil kadın ve çocukların özel olarak korunmasını
sağlama gereğini akılda tutarak,
Olağanüstü
ve Silahlı Çatışma Hallerinde Kadınların ve Çocukların
Korunmasına dair bu Bildiriyi inançla ilan eder ve bütün Üye
Devletlere kesinlikle uymaları için çağrıda bulunur:
1.
Nüfusun
özellikle en aciz durumdaki mensupları olan kadınları ve çocukları
tarifsiz acılara sevk eden sivil nüfusa yönelik saldırılar ve
bombalamalar yasaklanır ve bu tür eylemler cezalandırılır.
2.
Askeri operasyonlar sırasında
kimyasal ve biyolojik silahlar kullanılması 1925 tarihli Cenevre
Protokolünün, 1949 tarihli Cenevre Sözleşmesinin ve uluslararası
insancıl hukuk ilkelerinin çok açık bir ihlalini oluşturur ve
savunmasız kadınlar ile çocuklar dahil bütün sivil nüfusun ağır
kayıplara uğramasına yol açar, ve bu tür eylemler en ağır
şekilde cezalandırılır.
3.
Bütün Devletler 1925 tarihli Cenevre Protokolü ve 1949 tarihli Cenevre Sözleşmeleri
ile birlikte, silahlı çatışma hallerinde kadınların
ve çocukların korunmalarını önemli derecede güvence altına
alan insan haklarına saygı ile ilgili diğer uluslararası
hukuk belgelerindeki yükümlülüklerini tam olarak yerine getirirler.
4.
Silahlı çatışmalara, dış ülkelerdeki askeri
operasyonlara ve hala kolonici egemenliğin altında bulunan ülkelerdeki
askeri operasyonlara karışan Devletler tarafından, kadınları
ve çocukları savaşın dehşetinden korumak için her türlü
çaba gösterilir. Özellikle kadınların ve çocukların bir bölümünü
oluşturduğu sivil halka karşı zulüm, işkence,
cezalandırma, onur kırıcı muamele ve şiddet gibi
muamelelerin yapılması yasaklanmasını sağlamak için
gerekli her türlü tedbir alınır.
5.
Askeri operasyonlar sırasında veya işgal altındaki
topraklarda çatışmanın taraflarınca hapsetme, işkence
yapma, kurşunlama, kitlesel olarak gözaltına alma, konutları
tahrip etme ve zorla göç ettirme gibi, kadınlara ve çocuklara karşı
işlenen baskıcı ve zalimane ve insanlıkdışı
fiiller suç olarak kabul edilir.
6.
Sivil nüfustan olan ve barış, self-determinasyon, ulusal kurtuluş
ve bağımsızlık mücadelesi gibi olağanüstü durum ve
silahlı çatışma halleri içinde bulunan veya işgal altındaki
topraklarda yaşayan kadınlar ve çocuklar, İnsan Hakları
Evrensel Bildirisine, Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesine,
Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesine,
Çocuk Hakları Bildirisine veya diğer uluslararası hukuk
belgelerine göre sahip oldukları barınma, yiyecek, tıbbi yardım
veya diğer vazgeçilmez haklardan yoksun bırakılamazlar.